Osman Köse yazdı... Örgütlü müyüz?

Osman Köse

Türkiye’de medya sektöründe kaç kişi çalışıyor?

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın Temmuz 2020 istatistiklerine göre;
Basın Yayın ve Gazetecilik iş kolunda, TRT gibi kurumlarda çalışan kamu görevlileri hariç 86.505 kişi.
Bu rakama matbaacılık alanında çalışanlar da dâhil.
TRT ve benzeri kurumları da eklersek toplam rakam 95 bin civarında diyebiliriz.
Türkiye’de gazetecilik alanında kurulmuş kaç dernek, cemiyet, konsey, federasyon, konfederasyon, platform ve sendika var?
Net bir rakam vermek mümkün değil. Çünkü sürekli yeni dernekler, cemiyetler, konseyler platformlar, sendikalar kuruluyor.
Bunların yanına, bir örgüte bağlı olmadan oluşturulan sivil inisiyatifleri de eklediğimizde “denizde kum, medya sektöründe örgüt” dersek abartmış sayılmayız.
2010 yılında kurulan ve en son 2016 yılında bir toplantı yapan Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun açıklamalarında 26'sı ulusal, 66'sı yerel düzeyde faaliyet gösteren toplan 92 basın meslek örgütünün platform çatısı altında toplandığı bilgisi var.
Bu platformun dışında kalanlar ve daha sonraki yıllarda kurulanları da hesaba katarsak, sektörde 200’e yakın örgüt olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar çok örgüt varken gerçekten örgütlü müyüz?
Bu örgütlerden birisi bir eylem, etkinlik kararı aldığında kaç üyesi katılıyor?

Büyüyor muyuz, bölünüyor muyuz?

Niçin bu kadar çok örgüt kuruluyor, kurulan bu örgütler hangi ihtiyaçlara cevap veriyor?

Mesleğe başladığım 90’lı yıllarda basın sektördeki örgüt sayısı bu kadar fazla değildi.
Sendikalar, Cemiyetler ve Çağdaş Gazeteciler Derneği, Parlamento Muhabirleri Derneği, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Foto Muhabirleri Derneği, Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği gibi belli başlı dernekler vardı.

Sonra birden dernek sayıları artmaya başladı. Diplomasi, yerel yönetimler, magazin, turizm, eğitim, sağlık, cumhurbaşkanı ve başbakanlık muhabirleri, hatta havalimanları muhabirleri derneğimiz bile oldu.

Dernek sayısının artmasıyla birlikte, iktidarlar ve yerel yönetimlerle “ilişkiler” de artmaya başladı, ya da tam tersi iktidarla ve yerel yönetimlerle “ilişkiler” arttıkça dernek sayısı da arttı.

Önce, kooperatifler, tatil siteleri, arsalar konuşulmaya başlandı sonra kurulan ilişkilerle atamalar, yükselmeler devreye girdi.
Hedeflerine giden yolu kısaltmayı isteyenler yeni dernekler kurdu.
Böylece her geçen yıl arttı medya sektöründeki “örgütlülük”!
AKP döneminde ise tüm alanlarda olduğu gibi ayrıştırma, bölme, parçalama medya sektöründe de yaşandı.
AKP, kendi medyasını yaratma çalışmalarının sonucunda medyadaki kendi örgütlerini de kurdu.
Bu süreçte, dümenini AKP’ye çeviren bazı örgütler de oldu.
Peki, bu kadar çok örgütün olduğu yerde medya çalışanları gerçekten örgütlü mü?
Sektörde BASIN-İŞ (Türk-İş), TGS (Türk-İş), DİSK BASIN-İŞ
MEDYA-İŞ (Hak-İş), LİDER MEDYA-SEN sendikaları örgütlü bulunuyor.
Bu sendikaların toplam üye sayıları 6789, örgütlülük % 7,88 yani % 8 bile değil.

Kamu sektöründe de toplam yedi sendika var. Yasa ve yönetmeliğe göre bu sendikaların örgütlenme alanına PTT’de memur statüsünde çalışanlar da dâhil ediliyor.
PTT dışındaki kurumlarda çalışanların bu sendikalardaki üye sayılarına bakıldığında kamudaki örgütlülük de pek iç açıcı görünmüyor.
Rakamlara bakıldığında örgütlü olduğumuzu da söylemek mümkün değil.

Peki, niçin bu kadar çok örgüt kuruluyor, kurulan örgütler, platformlar, sivil inisiyatifler niçin bir süre sonra sessiz sedasız ortadan kayboluyor?
Mesela Gazetecilere Özgürlük Platformu -GÖP niçin ortadan kalktı, kim karar verdi ortadan kalkmasına?

Kurulurken bir araya gelen örgütler yine toplanıp “Artık özgür bir ortam var bize ihtiyaç kalmadı” diyerek mi platformu dağıttı?
GÖP’ün kurulduğu 2010 yılından daha mı iyi koşullardayız?
Gazetelere, televizyonlara, haber ajanslarına ve bu kurumlarda çalışan gazetecilere baskılar bitti mi?
Gazeteciliğin yargılandığı davalar, ilan, reklam ambargoları, iktidarın hoşuna gitmeyen haberlerin yayınlandığı gazetelere, radyolara, televizyonlara, ajanslara, internet sitelerine baskılar artık geride mi kaldı?

Ağırlıklı olarak Ankara merkezli örgütlerin oluşturduğu G9 Gazetecilik Meslek Örgütleri Platformu nerede şimdi, kaç örgütten oluşuyordu?
Kimler vardı bu örgütte, hangi örgüt hangi gerekçe ile bu platformdan ayrıldı?

Sendikaların, derneklerin, cemiyetlerin bugün içinde bulunduğu durumu tartışmadan, kurup kurup, dağıttığımız platformların niçin ve nasıl dağıldığını sorgulamadan eleştiri/ özeleştiri süreçlerini işletmeden yeni platformlar, inisiyatifler oluşturmayı alışkanlık haline getirdik.
Peş peşe kurulan dernekler, platformlar, inisiyatifler medyadaki örgütlülüğe ne kadar katkı sundu?
Sorunların tartışılması, gündeme getirilmesi, çözüm üretilmesi konusunda dernekler, platformlar, inisiyatifler ne kadar etkili oldu?

Bu kadar çok, bu kadar işlevsiz örgütlenmeler yerine güçlü bir sendikal örgütlülüğü yaratamaz mıyız?
İğneyi değil, çuvaldızı kendimize batırmalıyız.

Çünkü iğnenin verdiği acı artık alışkanlık yarattı ve hissetmiyoruz bile.
Çuvaldız belki bizi kendimize getirir.

Çalışanların, birlik, dayanışma ve mücadele örgütü sendika iken niçin sendika yerine dernek vb alternatiflere yöneliyor gazeteciler?

Gazetecilerin sendikalar yerine dernekleşmeyi tercih etmesinin nedeni patronların ve devletin sendikaları düşman ilan etmesi mi acaba?
Yoksa gazeteciler kendilerini çalışan/emekçi/işçi olarak görmüyor mu?

Sorulacak soru, aranacak yanıt çok.
Başlıktaki soruyu tekrar soralım; Örgütlü müyüz?